29 Ocak 2010 “Eleftheri Thraki” 29 Ocak Kutlamaları
“TRAKYA ‘TÜRKLERİ’ 29 OCAK’I KUTLUYOR!
29 Ocak 2010 tarihinde Batı Trakya Türkleri günü çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Batı Trakya’da (?) gerçekleşecek bir dizi etkinliğin yanı sıra, İstanbul ve Ankara’da da etkinlikler düzenlenecek.
Bahsekonu kutlamaların sorumluları olarak Batı Trakya Türkleri Danışma Kurulu’nun üyeleri görünüyor. Anılan kurul şu kişilerden oluşuyor: Ahmet Mete (Başkan ve İskeçe sözde Müftüsü), Ahmet Hacıosman (Başkan Vekili), Çetin mandacı (Başkan Vekili), Avraam Şerif (Gümülcine sözde Müftüsü). Organizasyona ortak olarak ise şu kişiler görünüyor: Mehmet Hacıhalil (İskeçe ‘Türk’ Birliği Başkanı), Adnan Selim (Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı), Sami Toraman (Batı Trakya Yüksek Tahsililer Birliği Başkanı), Halit Habipoğlu ve Ferruh Özkan.
Peki, Türk Başkonsolosluğuyla mükemmel ilişkiler içinde olan bu Türk ruhlular neyi ‘kutluyor’? Neden kutlama için bu tarih seçildi? Bu Türk propagandası hangi amaca hizmet ediyor? Bunun ‘Bağımsız Batı Trakya’ devletçiği kurulması hedefiyle ne gibi bir ilişkisi var?
Karınları tok sırtları pek Türk hayranlarının ‘isyan bayramı’, 1990 yılında Gümülcine’de vuku bulan olaylarla ilgilidir. Tabii aslında olay filan olmadı; aksine çok sayıda Gümülcine sakini (aralarında çok sayıda Müslüman da vardı) nedensiz, tahrik edici -barış içinde bir arada yaşama konusunda- ve büyük bir soğukkanlılıkla işlenen bir cinayeti protesto etmek için bir yürüyüş gerçekleştirdi.
Çok sayıda Türk hayranının Gümülcine’ye geleceği yönünde bir bilgi olduğu için, yerel polis Gümülcine içinde ve dışında gerekli güvenlik önlemlerini aldı. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bahsekonu kişiler, bir Müslümanın tutuklanmasını protesto etmek için Gümülcine’ye gelmeye ‘karar vermişlerdi’. Bahsekonu kişi, Gümülcine hastanesinde soğukkanlı bir şekilde Aggelos Solakidis’e saldırmış ve ağır bir şekilde yaralamıştı.
Fail, ne siyasetle, ne de Türk Başkonsolosluğuyla ve ajanlarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir keçi çobanıydı. Psikolojik açıdan hasta olan bahsekonu şahıs, hiçbir neden yokken karşısına çıkan ilk kişiye, yani Aggelos Solakidis’e saldırmıştı.
Ancak olayın gerçek yüzü Türk propagandasıyla gizlendi ve psikolojik açıdan hasta olan keçi çobanı, ‘artık sabrının son raddesine gelen’ bir kahraman olarak lanse edildi…
Doğal olarak bu durum Gümülcine içinde bir gerginliğe sebep oldu ve haftalar sonra Solakidis’in yaşam mücadelesini kaybettiği öğrenilince sert protesto gösterileri oldu… Olan başka bir şey yoktu.
Aksine, fanatik bir Müslümanın Gümülcine şehir meydanında bir genç grubuna silah doğrulttuğu bir olay yaşandı; ancak bahsekonu kişiye zamanında müdahale edilmesi ateş edilmesini önledi.
Zaman zaman yayımlanan yazılar, Yunan karşıtı propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Yunanistan, bunların sonucunu bugüne dek karşısında buldu (AB’den mahkumiyetler vs).
Türk ruhlular şimdi de yalanlara dayanarak propaganda yapacakları ve ‘Türk vatandaşı’ olarak adlandırdıkları Yunan Müslümanlarının barış içinde yaşamalarını çarpıtacakları, İstanbul ve Ankara’da Türk medyasının da (televizyon ve gazeteler) katılacağı etkinlikler hazırlamışlar.
Gerçekleri ezip geçen bu ‘kutlama’, Avrupa’daki Türk propagandası tarafından Yunanistan’ın aleyhine kullanılacaktır. Bunun yanı sıra Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan tarafından, Türk-Yunan ilişkilerini ve tabii ki –kendisinin de açıkça dile getirdiği gibi- Trakya Türklerinin yaşam şartlarını görüşmek için Yunanistan’a yapacağı gezi sırasında kullanılacaktır.
Elimize ulaşan bilgilere göre Sayın Erdoğan Atina’ya kara yoluyla gidecek ve bu şekilde Trakya’yı da ziyaret etme fırsatına –dolaylı olarak- ulaşacaktır. Böylece Türk hayranlarını ‘kurtarıcı’ olarak kendi etrafında toplamak için bir fırsata sahip olacaktır.
Elimize ulaşan bilgilere göre Türkiye Başbakanı, Barack Obama tarafından Türkiye’ye yüklenen ‘jandarmalık’ görevinin kendisine sağladığı güçten yararlanarak Başbakanımıza büyük bir baskı uygulayacaktır.
‘Batı Trakya Türklerinin İsyanının’ kutlanması, Yunan Trakyasında acı çeken ve ‘özgürlüklerini’ ya da bağımsızlıklarını elde etmek için isyan eden Türklerin yaşadığı gibi bir görüntü çizecektir.
Gerçeği yansıtmayan bu görüntü, ölülerin anısına bile saygı duymayan (Keçi çobanı Müslüman, temyizinin görüşülmesini beklerken kendisini asarak intihar etti. Bahsekonu şahıs, intiharıyla tehlikeli bir psikolojik hastalıktan muzdarip olduğunu bildikleri halde kendisini acı çeken ve buna dayanamayan bir Türk olarak göstermek isteyen Türk ajanlarını bu fırsattan mahrum etti) Türk provokatörlerin elde etmek istedikleri en kötü görüntüdür…
Her ne kadar yapılacakları açıklansa da, yer belirtilmediği için, ‘kutlamaların’ nerede yapılacağı şu ana kadar öğrenilemedi. Bahsekonu propaganda, konunun (küçük de olsa) bir ‘kutlama’ya dönüştürülmesi yönünde baskı yapma amacını taşımaktadır.”
|