E-Mail List Kayit:

Ozel Aciklama
 

HAYALET SÖZLEŞME - 11 Haziran 2006 - Elefterotipia


HAYALET SÖZLEŞME - 11 Haziran 2006  - Elefterotipia

 

 
11 Haziran 2006 Elefterotipia "İos Tis Kiriakis" (Pazar Virüsü) Eki
 
AZINLIK HAKLARIYLA İLGİLİ DOKÜMAN
 
HAYALET SÖZLEŞME
 
Dışişleri Bakanlığının önemli bir belgesi, Yunanistan'ın, Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi'nde öngörülen hakları Trakya'daki azınlığı tanımaya tereddüt etmesinin sebeplerini açıklıyor.
 
İos Tis Kiriakis (Pazar Virüsü): Tasos Kostopulos, Dimitris Trimis, Aggelika Psarra, Ada Psarra, Dimitris Psarras.
 
Trakya'daki azınlık meselesinin tartışılma şekli, tam olarak sağırlar diyaloğuna yol açıyor. Özellikle, televizyon kanallarına uzman olarak çıkan, bölgeye adımını atmamış kimseler, Yunanistan'ın, azınlığın haklarına ne kadar saygı duyduğunu, kimin Pomak, kimin Türk ve Bayan Kara Hasan veya Bay İlhan'ın ne kadar şüpheli olduklarını argümanlarla tartışmaya hazır görünüyorlar.
 
O halde gerçek verilerle konuşalım. Aşağıda önemli bir belge yayınlıyoruz. Bu Dışişleri Bakanlığının çok gizli belgesi (Karar Sayısı 1151.100/AS 548, Uluslararası İlişkiler (A2) Müdürlüğü (DDS)/Azınlık Konuları Bölümü, 11/8/98). Bakan yardımcısının diplomatik bürosuna hitaben yazılmış ve Bakan adına 1'nci derecede yetkili Müdür K. Gerokostopulos tarafından imzalanmış. Konusu "Avrupa Konseyi'nin Ulusal Azınlıkların Korunması Sözleşmesi'nin Trakya'da uygulanması halinde çıkabilecek pratik sorunlar".
 
Bilindiği gibi, Avrupa Konseyi'nin Ulusal Azınlıkların Korunması Sözleşmesi'ni Yunanistan 22.9.1997 tarihinde imzaladı. Ancak o zamandan beri hükümet yetkilileri, her defasında uluslararası kuruluşlara söz vermelerine rağmen, bunu bir yasayla parlamentoda onaylamaktan özenle kaçınmışlardır. Çerçeve Sözleşmesi, Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanları Komitesi tarafından 10.11.1994 tarihinde benimsendi.

1.2.1995 tarihinden itibaren üye devletler sözleşmeyi imzalamaya ve devamında onaylamaya başladılar. 1.2.1998 tarihinden itibarensözleşme yürürlüğe girdi. Sözleşmeyi onaylayan ülkeler Azerbaycan, Arnavutluk, Ermenistan, Avusturya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Almanya, Gürcistan, Danimarka, İsviçre, Estonya, Birleşik Krallık, İrlanda, İspanya, İtalya, Hırvatistan, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lihtenştayn, Malta, Moldova, Norveç, Hollanda, Macaristan, Ukrayna, Eski Yugoslavya Makedonya Cumhuriyeti, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya, San Marino, Sırbistan-Karadağ, Slovakya, Slovenya, İsveç, Çek Cumhuriyeti ve Finlandiya'dır.
 
Yunanistan, Belçika, İzlanda ve Lüksemburg ile birlikte sözleşmeyi sadece imzaladılar ve onaylamayı geciktiriyorlar. Son olarak, Fransa ile Türkiye sözleşmeyi henüz imzalamadılar. Fransa, grupların köken, din ya da ırklara göre kabul edilmesinin Anayasası'yla ters düştüğünü savunuyor. Fransa'da sadece Fransız halkı tanınıyor; köken, din veya ırk kriterlerinin yasal dayanağı yok. Türkiye'ye gelince, azınlıklara yönelik politikası ve Lozan Anlaşması'nın öngördüğü azınlıklar dışında hiçbir azınlığı tanımama ısrarı biliniyor. Bu ısrar bize bir şeyleri hatırlatıyor.

Sunduğumuz belgede, Yunan hükümet temsilcilerinin uluslararası kuruluşlara ilk fırsatta sözleşmeyi onaylayacakları garantisini vermelerine rağmen, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın uzun yıllardan beri sözleşmeyi onaylamaktan neden kaçındığının sebepleri açık bir şekilde görülmekte.
 
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN KORKUSU
 
Bakanlığın azınlık politikasını planlayanlar, sözleşmenin gereklerine Yunan devletinin uyum sağlamasını bahane ederek, Türkiye'nin sözleşmenin uygulanmasını kullanması ve azınlık içerisinde karışıklığı"körüklemesi"nden korkuyorlar.
 
Ancak belgeyi hazırlayanlar bu yöntemleriyle, Türkiye'yi, azınlığın yaşam düzeyinin belirleyicisi mevkiine çıkarıyorlar ve Yunan vatandaşlarının siyasi haklarının tanınmasında samimi olmayan komşu ülkeye bağımlı kalıyorlar.

"Bizim açımızdan" şeklinde başlayan belgede şöyle deniliyor: "Sözleşme uygulanırsa, bugüne kadar resmi veya gayriresmi olarak uygulanan azınlık politikasında değişikliği empoze edecek noktaları sıralamanın daha faydalı olacağını değerlendiriyoruz. Yapılan değerlendirmeler, Türk tarafının Müslümanların yaşam düzeylerinin iyileştirilmesi değil, siyasi çıkarlar sağlamak amacıyla Gümülcine Başkonsolosluğu ve buradan etkilenen Müslümanlar aracığıyla sözleşmeyi art niyetli bir şekilde yorumlama girişiminde bulunacağı görüşünde birleşiyor. Bu değerlendirmeler, ülkelerin bazı maddelerini tam olarak uygulamama yönündeki olası imkanları ve Avrupa Konseyi'ni biçimlendiren zihniyeti göz önünde bulundurmadan sözleşme maddelerinde ifade edilen her harfe dayandırılmıştır.
 
Ardından sözleşmenin uygulanmasının doğuracağı sonuçlar sıralanıyor. Belgeyi hazırlayanlar tarafından sorunlu olarak görülen maddeler ve devamında bu maddelere ilişkin yorum ve uyarıları sunuyoruz:
 
7. Madde
 
Taraf devletler bir ulusal azınlığa mensup olan her kişinin barışçıl bir biçimde toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne, düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne saygı gösterilmesine özen gösterecekler.
 
8. Madde
 
Taraf devletler, bir ulusal azınlığa mensup olan her kişinin dinini veya inancını açığa vurma, ayrıca dini kurumlar, örgütler ve birlikler kurma hakkını tanımayı taahhüt eder.

Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Trakya'daki Müslümanlar dernek  oluşturmada, özellikle de derneğin adında "Türk", "Türklere ait" kelimeler yer aldığında, engellerle karşı karşıya kalıyorlar. Her zaman hukuki dayanağı olmayan bu engeller, Çerçeve Sözleşmesi'ne dayandırılarak daha kolay kaldırılabilecek. Derneklerin çoğu görüşlerimize karşı dostça tutum takınmıyor."
 
9. madde, 3. paragraf:
 
Taraf Devletler azınlık mensubu olan kişiler tarafından yazılı iletişim araçları kurulmasını ve kullanılmasını engellemez. Taraf Devletler, radyo ve televizyon yayıncılığının hukuki çerçevesi içinde, birinci paragraf hükümlerini de dikkate alarak, ulusal azınlıklara mensup olan kişilere mümkün olduğu kadar kendilerine ait iletişim araçları kurma ve kullanma imkanı verilmesini sağlar.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Türkiye'de yayınlanan yazılı basının, Trakya'da dolaşımı ve dağıtımı engelleniyor. Aksine, Yunanistan aleyhine yoğun eleştiride bulunan Türk dilindeki yerel gazetelerin çıkarılmasına ve dolaşımına izin veriliyor."
 
10. madde, 2. paragraf:
 
Ulusal azınlıklara mensup olan kişilerin çok sayıda bulundukları ya da geleneksel olarak yaşadıkları yerlerde, bu kişilerin talep etmeleri ve böyle bir talebin gerçek bir ihtiyacı yansıtması halinde, taraf devletler, azınlığa mensup olan kişiler ile idari makamlar arasında azınlık dilinin kullanılmasına imkan verecek şartları mümkün olduğu derecede sağlamak için çaba gösterir.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Müslümanların kamu yönetimi ile alış verişlerinde, azınlık dili kullanılmıyor. Zaman zaman Rodop Valiliği'nde tercümanlar kullanılmıştır, ancak bunlar kalıcı olarak yerleştirilmemiştir. Türk dilinin Trakya'da kamu yönetimine girmesi ve Türkçe konuşan belli sayıda memurun atanmasının, birçok Hristiyanı tahrik edeceği ve gerekli altyapının oluşturulması için büyük ekonomik harcamalara yol açacağı aşikardır. Ancak, her valiliğe Yunanca konuşarak anlaşmada zorluk çeken Müslümanların başvuracakları az sayıda tercümanın yerleştirilmesi sorunu çözebilir. Bu şekilde, imaj yaratmak için olsa bile, Pomak ve Çingene dillerinde tercüman yerleştirme rahatlığını da sağlamış olacağız."
 
10. madde 3. paragraf:
 
Taraf Devletler, bir ulusal azınlığa mensup olan herkesin gözaltına alınmasının nedenleriile kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebepleri hakkında anlayabileceği bir dilde en kısa zamanda bilgilendirilme ve kendisini bu dilde savunma, gerektiği takdirde bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanma hakkını güvence altına almayı taahhüt eder.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Polis, Müslümanların gözaltına alınması sırasında tercüman kullanmıyor. Bu kolaylık Trakya'daki mahkemelerde sağlanıyor. Tercüman bulunması için sürekli talepte bulunularak sözleşmede öngörülenlerin kötüye kullanılması, polisi görevlerini yapamaz hale getirebilir."
 
11. madde, 2. paragraf:
 
Taraf Devletler, ulusal bir azınlığa mensup olan kişinin, levhalarını, yazıtlarını ve özel nitelikli diğer bilgilerini, kendi azınlık dilinde kamuya açık alanda sergileme hakkına sahip olduğunu tanımayı taahhüt eder.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Mesleki faaliyetler hakkında kamuoyunu bilgilendirecek azınlık dilinde levhalar bugüne kadar yok. Böyle bir şey yasak olmamasına rağmen, yerel makamlar tarafından teşvik edilmiyor. Bu tutumda, Türkçe'de Latin alfabesinin kullanılması ve bunun sonucunda Türk isimli levhaların Yunan levhalarından önemli derecede farklı olması da etkili olmuştur. Tabii ki İngilizce, Fransızca v.s. dillerdeki levhalar bugüne kadar hiç kimseyi rahatsız etmemiştir. Türkçe yazılı levhaların kullanımı, özellikle de bu durum müşteri kaybıyla bağlantılı olursa, aşırı Hristiyan mağaza sahiplerini rahatsız etme ihtimali var.
 
11. madde, 3. paragraf:
 
Bir ulusal azınlığa mensup olan çok sayıda kişinin geleneksel olarak yaşadıkları yerlerde, taraf devletler, kendi hukuk sistemleri çerçevesinde, diğer devletlerle olan anlaşmaları ve kendi özel koşullarını da dikkate alarak, geleneksel yerel adları, sokak adları ve halka hitap eden diğer coğrafi bölge adlarının azınlık dilinde kullanılması için yeterli talep olduğunda, bunların azınlık dilinde de kullanılması için çaba gösterir.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Şehir, sokak ve yer isimleri azınlık dilinde değil, sadece Yunan dilindedir. Yunanca ile hiçbir ilgisi olmayan Türk yer isimlerinin kullanımı, birkaç istisna durumunda ciddi tepkilerle karşılandı."

12. madde, 3. paragraf:
 
Taraf Devletler, ulusal azınlıklara mensup olan kişilerin her düzeyde eğitim alabilmeleri için eşit fırsatlar yaratmayı taahhüt eder.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Günümüzde azınlık eğitimi esasen ilk öğretim ile sınırlıdır. Bugüne kadarki çabalar azınlık orta okullarını küçültmek ve eğitimde Yunan dilini empoze etmek yönündeydi. Müslümanların üniversiteye girişlerindeki yeni yöntem, sınava tabi tutulacakları Yunancayı daha iyi öğrenmek için devlet okullarına (Yunan okulları kastediliyor) yönelmeleriyle, bu hedefe ulaşmayı kolaylaştırıyor. Sözleşme, geniş kapsamlı azınlık orta öğretimi oluşturmak isteyen Müslümanlar için bir dayanak oluşturacak; bu okullardan mezunlar, eğitim için Türkiye'ye gitmemeleri durumunda dışlanacak. Pomak ve Çingene çocuklarının genç yaşta Türk diline aşinalık kazanabilecekleri azınlık anaokullarının kurulması imkanı da başka bir sorun yaratacaktır."
 
13. madde, 1. paragraf:
 
Taraf Devletler, kendi eğitim sistemlerinin içinde, bir ulusal azınlığa mensup olan kişilerin kendi özel eğitim ve öğretim kurumlarını kurma ve işletme haklarını tanır.

Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Azınlık mensupları okul kurma ve işletme hakkına sahiptirler, ancak (bu okulların) işletme masraflarını devlet üstlenmiştir. Devletin, Müslümanların kurmak isteyecekleri yeni azınlık okullarının giderlerini karşılamaktan vazgeçme olasılığı, Türk Başkonsolosluğu'na okulların finansmanına karışma imkanını verecek."
 
16. madde:
 
Taraf Devletler, ulusal azınlıklara mensup kişilerin yerleşmiş olduğu bölgelerde nüfus oranını değiştiren ve bu Çerçeve Sözleşmesi'nde yer alan prensiplerden kaynaklanan hakları ve özgürlükleri kısıtlamayı amaçlayan tedbirler almaktan kaçınır.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Trakya'da Hristiyan ve Müslüman oranının değiştirilmesi amacıyla, eski SSCB'den gelen Pontusluların yanı sıra diğer Yunanlıların da yerleştirilmesi için çaba harcanıyor. Aynı nedenden dolayı Müslümanların güney Yunanistan'a yerleşmeleri teşvik ediliyor. Türkiye tarafından uluslararası kuruluşlara şikayet edilen bu çabalar bundan böyle daha zor olacak, çünkü devletlerin bu tür yollara başvurmamaları öngörülüyor. Son olarak, hiç kuşkusuz Sözleşme'nin ruhuna aykırı olarak, Müslüman adayın seçilmemesini garanti altına almak için il yerel yönetiminin sınırlarının belirlenmesinde İskeçe (Ksanthi) ilinin Drama ve Kavala illeriyle, Rodopi ilinin de Meriç (Evros) iliyle birleştirildiğini hatırlatmak gerekir.
 
17. madde, 1-2. paragraf:
 
Taraf Devletler, ulusal azınlıklara mensup olan kişilerin, diğer devletlerde daimi olarak yaşayanlarla ve özellikle etnik, kültürel, dilsel veya dinsel kimliği ya da ortak kültürel mirası paylaştıkları kişilerle özgürce ve barışçıl nitelikte sınır ötesi ilişkiler kurma ve sürdürme haklarına müdahale etmemeyi taahhüt eder.
 
Taraf Devletler, ulusal azınlıklara mensup olan kişilerin hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine katılma haklarına müdahale etmemeyi taahhüt eder.
 
Dışişleri Bakanlığı'nın Yorumu:
 
"Yunanistan'daki Müslümanların Türkler ile sınırlararası temasları, resmen kınanmasa da teşvik edilmiyor. Türkiye'den, Trakya'daki Türk kültürel kimliğini güçlendirecek sanatçı gruplarının ziyaretleri veya diğer ziyaretler için de aynı şey geçerli. Sözleşme bunun tersi yönde bir dinamizm oluşturmayı amaçlıyor."
 
Belgeyi düzenleyenlerin vardıkları sonuç tabii ki reddedici ve Sözleşme'nin Türkiye tarafından kullanılması görüşünü yeniden gündeme getiriyor. Şöyle ki: "Bu uyarılar, Sözleşme'nin Türk kökenli Müslümanların yaşadıkları diğer bölgelerde uygulanması ihtimalinin yanı sıra, Sözleşme'nin Trakya'da aşırı Hıristiyanların tepkisini engelleyecek şekilde uygulanması ve Türklere taahhütlerimizi çiğnediğimiz suçlaması olanağını vermeme konusunda odaklanan Uluslararası İlişkiler (A2) Müdürlüğü'nün kaygılarını gidermiyor. Kavala'daki Siyasi İşler Bürosu'ndan, Sözleşme'nin Trakya'da uygulanmasından doğacak olası sonuçlar hakkında görüşlerini bildirmesi rica olunur."
 
Belge sır perdesini kaldırıyor, çünkü azınlık için neyin yapılmadığı ve azınlığın haklarının ne kadarının Yunan devleti tarafından tanınmadığı hususunda toplu bir görüntü sunuyor. Bu tedirginlikler ve korkular temelinde, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Sözleşme'nin onaylanmasını ertelemeyi sürdürüyor.

Çağdaş bilim adamları arasında hakim olan görüş, bu korkuların aşırı olduğu yönündedir. Her halükarda, Yunan vatandaşlarından bahsettiğimize göre, azınlığın kaderi Dışişleri Bakanlığı'nın yetkisinde kalmamalıydı.
 
Bu durum, bölgenin tarihi geçmişine ve Lozan Antlaşması'yla azınlıkların korunması statüsünün oluşturulmasına dayanan yasal bir yanlıştan ibarettir.

Ancak hakların korunmasıyla ilgili avrupai bir sistem içinde, devletin vatandaşlarının bir kısmının, herkes için uygulananın dışında başka bir yetki altında olmaları mümkün değildir. Dışişleri Bakanlığı hariç, tüm diğer bakanlıklar sorumluluklarının tümünü üstlensinler. Belki o zaman hepimiz, durumun, başımızı toprağa gömerek değil sorunlarla göz göze geldiğimizde daha basit olduğunun farkına varırız.
 
Durumun ne kadar basit olduğuna, Kara Hasan'ın adaylığı konusu yeni bir örnek oluşturuyor. Birkaç yıl önce "milli nedenlerden" dolayı Drama-Kavala-İskeçe uyumsuz süper valiliğin ilhamcısı olan aynı parti, bugün azınlığın bir temsilcisinin kazanması için mücadele ediyor.
 
YUNAN SAKLAMBACI
 
Avrupa Konseyinin Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu'nun (ECRI) 18.12.1999 tarihinde hazırlanan Yunanistan ile ilgili ikinci raporunda, Yunanistan'ın Çerçeve Sözleşmesi'ni onaylamasıyla ilgili gecikmenin altını çizerek şunlar belirtiliyor: "Yunanistan ulusal azınlıkların korunmasıyla ilgili Çerçeve Sözleşmesi'ni 1997 yılında imzaladı. Buna karşılık Sözleşme'nin onaylanması, Yunan yasalarının Sözleşme'deki yükümlülüklerle uyumlu hale gelmesi için bazı yasal düzenlemelerin benimsenmesine bağlı. ECRI ısrarla yetkililere bu süreci hızlandırmaları ve Sözleşme'yi onaylamaları için çağrıda bulunuyor."
 
Raporda ek olarak yer alan Yunan hükümetinin gözlemlerinde, Çerçeve Sözleşmesi'nin onaylanması konusuna değinilmiyor. Sadece bazı itirazlar dile getiriliyor ve "Yunan hükümetinin, Yunan toplumunun çokkültürlü niteliği olduğu görüşüne yanaşmadığı" belirtiliyor.

Dört yıl sonra, Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu  (ECRI) Yunanistan ile ilgili yayımladığı üçüncü raporunda (5.12.2003), konuyu yeniden gündeme getiriyor ve Yunanistan'ın söz vermesine rağmen Sözleşme'yi onaylamadığı açıklanarak şöyle deniyor:
 
"ECRI Yunanistan için yayınladığı ikinci raporunda, ulusal azınlıkların korunmasına ilişkin Çerçeve Sözleşmesi'nin yanısıra, Yunanistan'ın imzalamış olduğu Avrupa Sosyal Haritası, Göçmen İşçilerin Hukuki Düzenine ilişkin Avrupa Sözleşmesi, Vatandaşlığa ilişkin Avrupa Sözleşmesi gibi yasal metinleri de ivedilikle onaylamasını tavsiye etmişti. Ayrıca Eğitimde Ayrımların Kalkmasına İlişkin UNESCO Sözleşmesi ile Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Avrupa Haritası'nın imzalanması ve onaylanması tavsiyelerinde de bulunulmuştu. Ayrıca, ırkçılıkla ilgili ayrımların ortadan kaldırılması için bireysel ihbarnemelerin incelenmesine izin veren, ırkçılığa dayalı ayrımları ortadan kaldırmayı öngören BM sözleşmesinin 14. maddesinin gerçekleştirilmesi için Yunan hükümetini teşvik ediyordu. ECRI, Yunanistan için yayınlanan ikinci rapordan bu yana, ikinci raporun hazırlanışı aşamasında bazı hukuki metinlerle ilgili yapılan açıklamaların tersine, yukarıda adı geçen hukuki metinlerin imzalanması ya da onaylanması konusunda hiçbir ilerleme olmamasından dolayı üzüntüsünü dile getirir. Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi, yeniden elden geçirilmiş olan Avrupa Sosyal Haritası ve Göçmen İşçilerin Hukuki Düzenine ilişkin Avrupa Sözleşmesi'ni imzalamış olmasına rağmen, sözkonusu yasal metinleri onaylamaması nedeniyle endişe içerisindedir. Yetkililer ECRI'ye Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi ile yeniden elden geçirilmiş Avrupa Sosyal Haritası'nın onaylanmasının incelendiği bilgisini verdiler. Ayrıca yetkililer Eğitimde Ayrımların Kalkmasına İlişkin UNESCO Sözleşmesi ile Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Avrupa Haritası'nı imzalama ve onaylama konusunda niyet belirtmediler. Yetkililer, ırkçılık ve hoşgörüsüzlükle mücadeleyi içeren uluslararası hukuki metinlerin imzalanmaması ya da onaylanmamasının, sözkonusu hukuki metinlerin garanti altına aldığı hakları destekleme konusunda Yunan yasalarının özen göstermediği anlamına gelmediğinin altını çizdiler. Durum böyle ise, ECRI, sözkonusu hukuki metinlerde öngörülen sorumluluklarını kabul etmesi için Yunanistan'ın önünde hiçbir engel olmadığı ve sözkonusu sözleşmelerin onaylanmasının ırkçılık ve hoşgörüsüzlükle mücadelede daha ileriye gitme konusunda Yunanistan'ın kararlılığını ortaya koyacağı düşüncesindedir."
 
Yan sütunlarda açıklanan belgeden de anlaşılacağı gibi, Yunan hükümetinin Sözleşme'nin yakın bir zamanda onaylanacağı vaatleri galiba bahaneydi.

 
 
Eleftherotipia / 11-06-2006
 

  Kaynak: Eleftherotipia | Ekleyen: B.T.T.A.D.K. | Okunma: 448 | Eklenme Tarihi: 01.01.2009

SON EKLENEN DIGER HABERLER:
- 21 Ağustos 2010 - Hronos - Poşboş
- 21 Ağustos 2010 - Hronos - Stavros Theodorakis'in Gümülcine'deki Müslüman Mezarlığında Yapılan Vandalizmi Konu Alan Makalesi Herkesi Şaşırttı
- 20 Ağustos 2010 - Mahitis - İskeçe İlindeki Azınlık Mensuplarının İskeçe Belediyesi ve Gökçeler Bölgesindeki Seçim Oyunu'
- 19 Ağustos 2010 - Stohos - Rodop İline Bağlı Kalkanca (İfestos) Köyü'ndeki Müslüman Mezarlığına Saldırıdan Sonra Organize Tepkiler.
- 19 Ağustos 2010 - Mahitis - Gümülcine Belediyesi İçin Bağımsız Liste
- 18 Ağustos 2010 - Hronos - Kaçak Göçmenler
- 18 Ağustos 2010 - Eleftheri Thraki - İskeçe’de Kermes
- 17 Ağustos 2010 - Hronos - Gümülcine’deki Mezarlara Saldırı Bir Provokasyondur
- 17 Ağustos 2010 - Elefthero Vima - Müslüman Mezarlığında Vandalizm
- 13 Ağustos 2010 - Mahitis - Gökçeler Belediye Başkanı Birol İncemehmet
- 13 Ağustos 2010 - Adesmefti - İskeçe Belediyesinde Eşitlik Listesi
- 12 Ağustos 2010 - Mahitis - Ankara Uzun Zamandan Beri Bir Tilki Misali, 'Yaşlanmış Antlaşmaların' Yeniden Gözden Geçirilmesi İçin Çalışmakta
- 12 Ağustos 2010 - Adesmefti - Başkonsolos Sayın Sarnıç ve Sözde Müftü İbrahim Şerif Edirne’ye Gittiler
- 7 Ağustos 2010 - Hronos - Yanıkköy
- 21 Temmuz 2010 - Paratiritis - 'Çeşme' Gemisi de Salı Gününün Erken Saatlerinde Ege'ye Çıktı

BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞI DANIŞMA KURULU © 2008-2010
Site içeriği izinsiz kullanılamaz! Tüm hakları BTTADK'a aittir.
www.bttadk.org